0 (532) 059 98 29
Mithatpaşa Cad.No 54/7 Kızılay/ANKARA
Sen inan ki inandır

Sen inan ki inandır


İnsan bazen sadece kendine hak görür bir şeyleri ya da aksine kendine hak görmez bir şeyleri. Aslında her ikisinde de dışarıda biri ya da bir şeylerde arar teselliyi. Birinin ona hakkını teslim etmesini bekler. Dışarıda kim benim hakkımı bana teslim edebilir ki? Ya da hak denen şey öyle dirhemle ölçülebilir mi?

Birçok danışanımdaki ortak problem insanların kendine hak görmedikleri bir şeyi başkasının vermesini beklemesi ve bulamayınca yaşadığı hayal kırıklığı ile kendilerinden vazgeçişleri. Bir ilişki modelinde birileri sadece işlevsel olarak temasta kalmak, isteğini almak, işini yürütmek ya da istediğini elde etmek için diğeri ile temasa geçer. Buna da ilişki tanımını yapar. Aslında bu ilişki değil, alışveriştir. Aslında her ilişki bir alışveriştir; almasını ve vermesini bilen iki insanın sağlıklı temas sınırları içerisinde gerçekleşen bir alışveriş.

Peki ne olur da biri diğerinden vazgeçer ya da biri diğerinden daha fazla verirken, diğeri bunu önemsemez. Her şeyde olduğu gibi kişinin kendini bir merkeze oturtamadan kendim dediğini vererek var etmesi, diğerinin ise alarak var olmasıdır.

Bir kişinin kendine herhangi bir şeyi hak görebilmesi için öncelikle yaptığı her ne olursa olsun onu her şeyiyle yaptığından emin olmasıdır. Eğer ben kendi yaptığımdan eminsem, onun değerini bir başkası koyamaz, koymamalı. Bize küçüklükten itibaren verilen inançlar ve kalıplar bunu yaşamamıza engel olsa da bizler her zaman fark ettiğimiz andan itibaren hayatımızın yolunu da yönünü de değiştirebiliriz.

Bunun için tek bir şeye ihtiyaç vardır.

Başkasına hak gördüğüm şeyi önce kendime hak görmem.

Eğer ben kendime hakkettiğimi teslim edebilirsem, aklım ve kalbim aynı hizada yolumu da yönümü de istediğim şekle sokabilirim.

İhtiyacım sadece cesaret.

Ben kendimle yürümeye hazır mıyım?

Oya Şafak