Gestalt Terapisi

dikkat-eksikligiGestalt terapisi; hümanist psikoloji ile varoluşçu psikoloji akımlarından etkilenmiş ve son otuz yıl içinde geliştirilmiş bir tedavi kuramı ve yaklaşımıdır. Fritz Perls bu terapinin kurucusu ve öncüsü sayılır. Gestalt psikolojisi, özellikle algı alanında ortaya çıkmıştır. Dayandığı kuramsal temelin özü şöyle; bütün, parçalardan oluşur, ancak parçalar tek tek bütünü yansıtmazlar, belirlemezler. Tersine bu parçalar bütünün özelliğine göre belirlenirler. Perls’de organizmayı bir bütün olarak içinde bulunduğu çevre ile birlikte ele alarak bu tedavi yöntemini geliştirmiştir.
Gestalt, Almanca şekil, form (ing. shape, form) anlamına gelmektedir.

Gestalt Terapisi Nedir?
Geştalt Terapi Yaklaşımı, 1940′lı yıllarda Fritz Perls, eşi Laura Perls ve Paul Goodman tarafından geliştirilmiş bir psikoloji yaklaşımıdır. Geştalt, Türkçe karşılığı olmayan bir Almanca sözcüktür ve “bütün”, “örüntü”, “görünüş” gibi anlamlara gelir.
Geştalt Yaklaşımı, Psikanalitik Kuram, Varoluşçuluk, Psikodrama, Zen Felsefesi, Organizmik Kuram gibi pek çok kuramsal yaklaşıma dair öğeleri bir araya getirmiş zengin ve farklı bir yaklaşım olarak karşımıza çıkar. Geştalt yaklaşımı, her bireyin, doğuştan var olan potansiyellerini açığa çıkarabilme dürtüsüne sahip olduğu görüşünü benimser. Bireylerin, “aslında olmadıkları” birinin özelliklerine sahip olmalarını değil; aksine, daha çok kendi özelliklerini ve potansiyellerini farkedip bunlara sahip çıkabilmelerini ve “kendilerini gerçekleştirmelerini” amaçlar.
Yaklaşıma göre her birey;
• kendisini daha çok geliştirmeye ve büyümeye
• kendisini ve çevresini, kendine özgü bir şekilde anlamaya
• sahip olduğu, duygu, düşünce, beden, ihtiyaç, istek,algı, ilişki tarzlarıyla bir bütün olarak var olmaya eğilimlidir.
Geştalt Yaklaşımı’na göre yaşamın temeli ihtiyaçlar; amacıysa, bu ihtiyaçları karşılamaktır. Günlük yaşamda pek çok ihtiyacımız ortaya çıkar ve bunları farkettiğimiz ölçüde karşılamaya çalışırız. Karşılanan her ihtiyaç, ihtiyaç sıralamamızda fona geçer ve sonrasında sahip olduğumuz diğer bir ihtiyacımızı karşılamaya çalışırız. Yaşam, bu şekilde ihtiyaçların karşılanması ile geçer.
Gestalt Terapi’de Aileye Bakış
Geştalt Terapi denildiğinde genellikle “bütün parçaların toplamından daha fazladır” ifadesi çağrışım yapar. Bir insanı sadece belirli özelliklerine göre açıklamak, sahip olduğu tüm özelliklerin anlamını bozar. İnsanı anlamak, onu bir bütün olarak görmekle mümkün olmalıdır. Çünkü “bütün”, kendini oluşturan parçaların birlikte ve birbirleriyle işbirliği içerisinde çalışmasıyla oluşur.
Geştalt Terapi Yaklaşımı’na göre aile de bir bütündür ve bu bütünün parçaları, aile bireylerinden oluşur. Bireylerin hepsi, farklı duygu, düşünce, istek, ihtiyaç, amaç, algı, beklenti ve ilişki tarzına sahiptir. Yani ailedeki tüm bireylerin, hayata farklı pencerelerden, farklı gözlerle baktıklarını söylemek yanlış olmaz. Farklılıklarıyla birlikte, ortak duygu, düşünce ve amaçlar da elbette var olabilir. Ailedeki her birey, aile ortamını etkiler ve kendisi de bu ortamdan etkilenir. Ailedeki çocuk/çocuklar da, kendilik kavramını, yani kendiyle ilgili algısını bu şekilde oluşturur. Kısaca çocuğun zihninde, ailesindeki tüm bireylere ilişkin bir algı süreci işler.
Geştalt Terapi’ye göre, terapiye gelen bir çocuğun uyum sorunu yoktur. Bunun yerine “bakım verenler ve çocuk arasındaki uyumsuzluk” ifadesi daha doğru olur. Terapi sürecinde yapının tüm parçaları ve bu parçaların birbirleriyle olan ilişkisi ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Bir çocuk, hareketli, meraklı ve etkileşimsel mizaca sahip olarak dünyaya gelebilir. Ancak, bakım vereni, bebeğin hareketliliğine eşlik edemez, onun merakını uygun bir şekilde karşılamaz ve etkili bir iletişime geçemezse, çocuğun hareketliliği huysuzluğa, merakı da dürtüselliğe doğru gelişebilir ve bu durum “çocuk ve ailenin birlikte” uyumsuzluğu olarak değerlendirilir. Çocuğun hangi davranışı nasıl, ne zaman ve ne şekilde sergilediği ve ebeveyninden hangi zaman ve koşullarda ve nasıl tepki aldığı, terapide üzerinde belki de en çok durulan konudur. Çünkü birey, her ne yapıyorsa, onu bir amaçla ve bir ihtiyacı karşılamak için yapar.
Kişisel sorumluluk almak ve bir başkasının değişmeyecek özelliklerini kabul etmek de Geştalt Terapi sürecinin yadsınmayacak önemdeki parçasıdır. “Çocuğum benim dediğimi dinlemiyor” cümlesiyle, ” Çocuğuma dediğimi dinletmiyorum/dinletmeyeceğim/dinletmem” ifadeleri arasındaki farkın, ebeveynlerde ortaya çıkaracağı farkındalığı yaratmak oldukça önemlidir. Benzer şekilde “annem ve babam benim isteklerimi anlamazlar” cümlesiyle “ben annem ve babama isteklerimi uygun şekilde anlatmam/anlatmayacağım/anlatmıyorum” ifadesi arasındaki farkın, çocuk ya da gençte yaratacağı farkındalık, ona değişik bakış açıları sağlayabilecektir.
Bu noktaya gelindiğinde ya da siz bu satırları okurken akıllara ” Yapmayan taraf hep ben miyim?; Karşı taraf sahiden işbirliğinden uzak davranıyor olamaz mı?” soruları gelebilir. Elbette bunlar mümkündür. Ancak, siz onun yaklaşımı karşısında tek bir seçeneğe sahip olmadığınızı fark ettiğinizde, sorunla baş etme gücünüz artacaktır. Yani, ebeveynler bazen gerçekten de çocuk ya da gençlerin söylediği şeylere duyarsız kalabilir. Ya da bir çocuk sahiden ebeveynine uygunsuz şekilde davranıyor olabilir. Önemli olan kendiniz için farklı ne gibi seçenekler üreteceğinizdir. Verilen iki örnek için, daha net sınır koymak, etkileşimde olduğumuz kişinin ihtiyacını anlamaya çalışmak, anlatmak için uygun zaman kollamak ya da ısrarcı olmak akla gelen seçenekler olabilir. Bunlar ve diğer başka davranışları yapmıyor olmakla ilgili engellerin ne olduğu üzerinde durmak da terapinin işlevidir.

Gestalt Terapi Nasıl Çalışır?
Geştalt Terapi, sahip olduğu pek çok yaratıcı teknik sayesinde, terapide olabildiğince etkin çalışmaya olanak veren zengin bir yaklaşımdır. Birtakım canlandırmalar, rol oynama çalışmaları, dil çalışmaları, hayalleme çalışmaları, beden duruş çalışmaları, resim çizme, sandalye çalışmaları gibi tekniklerle hem ebeveynlerin hem de çocukların kişisel farkındalıkları üzerinde çalışılır. Teknikler yardımıyla, çocuğun ihtiyacının ne olduğu, evde kiminle nasıl temas kurduğu ve o kişiden nasıl tepki aldığı ile ilgili bir alan üzerinde durulur. Bu alanı çocuğun ve ailedeki diğer bireylerin nasıl algıladığı üzerine konuşmak, farklı bakış açılarını anlamak için fırsatlar sağlar.
Geştalt Terapi, aile ve çocuklarla yapılan çalışmalarda kullanılan bir teknik olduğu gibi; bireysel, çift, aile ve gruplarla çalışmaya da uygun teknik ve içeriğe sahip bir bakış açısı sunar. Depresyon, kaygı bozuklukları, uyum bozuklukları, bağımlılıklar ve ilişki sorunlarından kişilik bozukluklarına kadar çok geniş bir yelpazede çalışma alanına sahiptir. Geştalt Terapi, bireyi “tek” olarak, tüm yönleriyle (duygu, düşünce, amaç, beden duruşu, ihtiyaçları vb.) ele alır. Bireyin, sahip olduğu yönlerini farketmesi, anlamlandırması ve birbiriyle bütünleştirebilmesini amaçlaması açısından Geştalt Yaklaşımı, diğer terapi yaklaşımlarından farklılaşır.
Çalışma sırasında en çok önemsenen, bireyin “o andaki” algısıdır. Yani, birine sıradan gelen bir şeyin, bir başkası için çok önemli olabileceğini bilmek, bir Geştalt Terapisti’nin birincil bakış açısıdır. Geçmişte yaşanan bir şeyin, o an ve orada o birey tarafından nasıl algıladığı önem taşır. Terapi odasında olan bireylerle, bu bakış açısı temelinde, bireyin önemli gördüğü herşey saygı ve titizlikle ele alınır. Değişim, kabulle başlar. Dolayısıyla, çocuk ya da diğer aile bireyinin sahip olduğu özelliklerin terapist tarafından yargılanmadan kabul edilmesi, onlara ihtiyaç duydukları değişim için bir basamak sunar.
Sadece bütünü görmek, gözden pek çok özelliği kaçırmaya neden olabilir. Sadece parçalarla ilgilenmekse bütünün yarattığı güzel tabloyu bozabilir. Önemli olan, bütünlük içerisindeki ayrışmaların farkedilmesi ve tabloyla uyumlu “renkler” kullanarak bütünleştirilmesidir.
Geştalt Terapisi’nin ve terapistin “sanatı”, tabloda bazen renklerin uygun şekilde bütünleştirilmesi, bazen de hatların oluşturulmasına destek olabilmesidir aslında.
“Öğrenmek, bir şeyin mümkün olabildiğini görmektir“ (F. Perls)

Gestalt Almanca bir sözcük olup “kendine özgü bir bütünlüğü olan şekil, örüntü” anlamına gelmektedir Geştalt psikolojisine göre her varlık bir takım parçalardan oluşur ama bu parçaların oluşturduğu bütünlük parçaların toplamından başka ve fazla bir şeydir. İnsan çevresinde!» olayları nesneleri, durumları bir bütün olarak algılar, onları oluşturan parçaları değil, Daha çok algı psikolojisi üzerinde duran geştalt psikologlarına göre her nesne bir zemin üzerinde algılanır. İnsan dikkatini bir nesneye, yönelttiğinde o nesne zeminden ayrılır, şekil olarak algılanır. Dikkat bir başka nesneye yöneldiğinde ilk nesne zemine geçer ikincisi şekil olur. Geştalt terapi geştalt psikolojinin bu temel kavramı yanında, psikanalizin, varoluşçu yaklaşım, ve Zen Budizm inancının temelini oluşturan kavramları yeni bir biçimde bütünleştiren ve buna dayanarak psikolojik sağlık alanına bazı yeni teknikler getiren bir terapi anlayışıdır.
Geştalt terapi yaklaşımını ortaya atan Frederic Pearls ( 1969 ) de, çoğu kuramcı gibi, başlangıçta psikanaliz ile ilgilenmiş ve onun yetersiz olduğu alanları görmüş bir kişidir. Pearls’a göre insan yaşamına bir bütün olarak başlamakta, ama büyürken, gelişirken geçirdiği rahatsız edici yaşantılar yüzünden bazı parçalan ile bağlantıları zayıflamakta ya da kopmaktadır. Terapinin amacı bu parçalanmışlığı bütünlüğe dönüştürmektir. Pearls’e göre bir gereksinmenin ortaya çıkması ile diğerleri zemine geçer ve bir parçalanma olur. O gereksinmenin karşılanması ile bütünlük ( geştalt ) tekrar oluşur. Bu defa başka bir gereksinme zeminden ayrılıp öne geçer bu defa onun giderilmesi için harekete geçilir ve bu süreç böyle devam eder. Pearls’e göre organizmanın net hücresi, her organı, her hangi bir fazlalığı atmaya, eksik olanı tamamlamaya ve böylece denge durumuna gelmeye çalışır. Bu dinamik sayesinde değişen koşullara karşın organizma homeostasis denilen bu kararlılığı korumuş -: Şimdi ve burada olma : Pearls insanların kendileri ile ve başkaları ile ilişkilerinde bütünleşme yolu olarak şimdi ve burada olana yoğunlaşmanın gereğine inanır. Şimdi ve burada olma» durumunun farkında olma, duyumları tam olarak alma, duygulanma ve bütünleşme, yaşarken ve davranışta bulunurken olup bitenlerin ayırdında olma demektir. Olan olmuş, olacak olan da henüz olmamıştır. Bir kimsenin sürekli geçmiş olaylar üzerinde durmasının ya da henüz olmamış olayları olmuş gibi değerlendirmesinin yıkıcı etkileri olacağı görüşündedir. Kaygı şimdi ile sonra arasındaki açıklıktır. Kişi şimdiki zamandan kopar, sürekli olarak gelecekle ilgilenirse kaygı duyar. Çünkü ya gelecekte olabilecek felaketleri düşünerek bunalıma girer ya da hiçbir zaman gerçekleşmeyecek harikulade durumlar hayal eder. Bunlara erişemedikçe hayal kırıklığı yaşarlar.

Gestalt yaklaşımına göre;
• Her birey kendi çevresinin bir parçasıdır ve onu çevresinden ayrı olarak anlayamayız.
• Her birey beden, duygular, düşünceler, hisler ve algılamalardan oluşan bir bütündür ve bunlar birbirleriyle ilişkili olarak işlevsellik kazanır.
• Her birey çevreye yalnızca tepkide bulunmaz, aynı zamanda çevresini etkiler de. Çevreyle temasında yaşadıklarının hem nedeni hem de sonucudur.
• Her birey kendi duyumlarının, düşüncelerinin, duygularının ve algılamalarının farkında olma kapasitesine sahiptir.
• Her birey kendisinin farkında olabildiği için, seçim yapma kapasitesine de sahiptir ve bu nedenle de kendi davranışından kendisi sorumludur.
• Her birey kendini ancak içinde bulunduğu AN’da yaşayabilir. Geçmiş ve gelecek de, yalnızca ŞU AN’da yaşanabilir. Geçmiş ŞU AN’da hatırlanarak, gelecek ise ŞU AN’da sonra olacaklar tahmin edilerek yine ŞU AN’da yaşanır.
GESTALT TERAPİSİNİN AMACI

Gestalt terapisinin amacı, kişinin o anda geçerli olan deneyimini açık olarak algılayarak farkındalığını arttırmak ve ne yaptığı, nasıl yaptığının farkındalığını kazanmasıdır. Terapinin her aşamasındaki farkındalık; çevreyi bilme, secim yapmanın sorumluluğunu alma, kendini bilme ve kendini kabul etme ve temas becerisidir.

Gestalt Terapi Yaklaşımı
İnsan hayatında iki temel amaç vardır; varlığını sürdürmek ve büyümek. Bu amaçları gerçekleştirme yolculuğumuz zorluklarla doludur. Bu zorlukların bazılarının üstesinden geliriz. Bazılarının ise üstesinden gelmek kolay olmaz. Canımızın yandığı, utandığımız, üzüldüğümüz, kızdığımız, sustuğumuz, isteksizleştiğimiz, kaygılandığımız, kendimizi suçlu hissettiğimiz bu anlar sık veya sürekli olduğunda kendimize farklı bir çıkış yolu ararız.
Terapi, insanın bu farklı yol arayışına eşlik etme sürecidir. Bu amaçla pek çok farklı yaklaşım geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlardan biri olan Geştalt terapi, daha önce ortaya çıkan çeşitli kuram, bakış açısı, ve terapi yaklaşımlarının bilgi birikiminden yararlanan ve bunları kendi içinde bütünleştirerek psikoterapi alanına geniş bir yelpazede ve zengin yöntemler sunmaktadır.
Geştalt Terapi yaklaşımında kişiler önce “nasıl olduklarının” farkına varırlar, yani duygularının, düşüncelerinin, davranışlarının, bedenlerinin, istek ve ihtiyaçlarının farkına varırlar. Sonra böyle olmayı seçtiklerini görerek bunun sorumluluğunu alırlar ve daha sonra da “isterlerse farklı şekillerde davranarak” yaşamlarını değiştirebileceklerini anlarlar.
Geştalt Terapi Yaklaşımı, kişinin büyüme ve bütünleşme sürecini desteklemeyi, kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılamasını ve kişinin çevresiyle uyum içinde yaşayabilmesini amaçlar.