Maskeler ve İnsanlar

Maskeler ve İnsanlar
0 18 Temmuz 2015

Dışarıdan insanları izlemek sanırım hem kolay hem en zor şey herkes öyle bir duvarın ardında gizlenmiş ki…. Gerçekten, samimiyetten uzak en önemlisi kendinden uzak…

Neyi niye yaptığının farkında olmayan kalıplarla yaşamı  yaşayan, üzerlerine giydikleri giysileri  bir numara büyük veya küçük olan yalancı kimliklere sıkışmış insanlar…

Peki nedir bu insanların ortak özelliği, okuduğum kitapta bir soru var  Paulo Coellho soruyor  ‘’ mutlu musun? ‘’

İnsanlar yanıtlamaya başlıyor. Şunum var  bunum var, şuna sahibim buna sahibim, Allah’tan ne isteyebilirim ki? Coellho yine soruyor:  Peki bunlardan başka ‘’ seni ne mutlu eder?’’ çoğu kişi bu sorunun yanıtını dürüstçe veremiyor. Çünkü bilmiyor ki onu gerçekten ne mutlu eder??

Bizler biliyor muyuz ki mutluluk nedir? Ve bizi gerçekten ne mutlu eder?

İşte üç gündür dışarıdan baktığımda insanların yüzlerinde benim de okuduğum bu..

Bir amaçla tatile gelinmiş. Amaç ne? ‘’ tatil yapmak’’ peki neden tatil yapıyoruz? Kocam yoruldu, çocukların ihtiyacı var, karımla vakit geçirmek için. Eee peki siz, peki biz, peki ‘’ ben’’ nerde?

Herkes bir maskeyi takmış, oynuyor ve ne maskeyi ne de oyun oynadığını bilmiyor.

En dikkatimi çeken şey ise’’ görünme ihtiyacı’’ olan maskeler…

Egonun ele geçirdiği, benliğin kaybolduğu,  herkese ben buradayım beni görün mesajı veren insanlar…

Giydikleri giysiler, yürüyüşleri ses tonları, kelimelerdeki vurgular, duruşları, etrafa bakışları, acaba bana bakıyorlar mı diye etrafı süzüşleri, en çokta çocukları ile olan temasları…

Ya etrafa ben iyi bir anneyim bak ne kadar özenliyim imajı verenler, ya da sadece etrafta kendinin olduğunu sanıp başkalarını umursamadan varlığının gösterme çabasında olan insanlar…

Nasıl bir ihtiyaçtır bu? İnsanların gerçek ihtiyaçları neler? Neden bu varlık mücadelesi?

Kendi kızıma bakıyorum 16 yaşında ve ciddi kedi korkusu var. Onu anlayabiliyorum çünkü bundan 1 yıl öncesine kadar ben de kediden korkardım. Korkmakla edepsizliğin verdiği ilgi çekme ihtiyacının farkını anlatmaya çalışıyorum. Çünkü o da inanılmaz ilgi çekme ihtiyacında, var olma ve görülme ihtiyacında, aşırı tepkiler vererek dikkat çekmeye çalışıyor.

Peki bu insanların ortak noktası ne olabilir diye düşünmek geliyor içimden, yine aynı soru geliyor aklıma’’ sizi en çok ne mutlu eder?’’ ..

Belki de bu soruyu önce kendime sormam lazım:’’ beni en çok ne mutlu eder?’’

Kendimle ilgili en iyi bildiğim şey şu ki asla şunum olsun, bunum olsun, şuna sahip olayım, buna sahip olayım, bunlar beni mutlu eder gibi bir duyguya sahip olmadım. Fakat mutluluk benim için önemli onu biliyorum.

Benim için mutluluğun resmi rüzgarda yürümek ya da oturduğum yerde onun yüzümü okşamasını hissetmekte, oturduğum yerde sessizce hiç konuşmadan izlediğim denizin dalgalarında, bazen okuduğum kitabın satırlarında kaybolmakta bazen o karakterlerde var olmakta.

Kızımı izlerken 16 yaşına gelmesine rağmen hala ruhundaki çocukluğu kaybetmemesine ve saflığının doğallığında, oğlumun istediğini yapmasındaki özgür ruhunun bana verdiği haz da mutluluk…

İnsanlarla temasta onlara dokunabildiğimi bilmek mutluluk. Bir hastamın bir bayram günü kalıp olmayan bir mesaj ile beni anması mutluluk, tatile hiçbir şey yapmamanın verdiği özgürlük mutluluk…

Yeni şeyler üretmek, yeni şeyler keşfetmek, bilgi alıp aktarmak mutluluk, kimliklerden arınmaya çalışmak, egoyu görüp geri adım atabilmek, gözlem yapabilmek, kendimdekileri samimi bir şekilde görüp eleştirebilmek mutluluk, kendimi kendimle verebilmek mutluluk, meğerse ne çok tanım varmış mutluluk adınaJ

Ve aslında en güzeli benim en çok ‘’ Beni en çok ne mutlu eder?’’ sorusuna verdiğim cevap beni mutlu ediyor.

Maskelerden arındığın zaman ( eğer başarabilirsen) kendine bile yukardan baktığın zaman, gördüğün şeylerden ve ‘’ben ‘’ den vazgeçerek nötr olanda yargısız kalabiliyorsan işte farkındalık orada başlıyor diyebilirim.

Kişi başkasından önce kendine nötr kalabilmeli, nötr olabilmeli, kendini olduğu gibi görüp her şeyiyle kabul edebilmelidir. Gerçek mutluluk burada başlıyor. Samimiyette,  tabi önce kendine samimiyette. Üzerindeki giysileri çıkarıp çıplak kaldığında, hiçbir varlık mücadelesine veya görülmeye ihtiyaç duymadığında, kimliklerin seni ele geçirdiğini görüp onları seçmediğinde, özü n ile ya da gerçek benliğin ile temas kurabildiğine artık sen sen olmaya başlıyorsun demektir.

Posted in Blog